Plantistanbul Kızılcık Fidanı

Planistanbul

45,99 TLKDV DAHİL

3 iş günü
Ücretsiz Kargo
Yalova
Teslimat Detayı
Hemen AL
Sepete Ekle
İzlemeye Al

Alışverişiniz güvencemiz altında

11 Güvence için tıklayın
Hızlı Gönderim

Ayrıntılar

  • Kızılcık ya da ergen,  kızılcıkgiller familyasından bir ağaç türüdür.
  • Kızılcık en fazla 5-8 m boy yapar.
  • Yapraklar koyu yeşil, her iki yüzü tüylü, damarlar paralel, damarlar boyunca tüylüdür.Şubat-Mart ayında açan sarı renkli küçük Çiçekleri vardır
  • Kızılcık meyveleri kırmızı renkli, eliptik şekillidir.
  • Kızılcık ağacı kuru, balçıklı topraklarda yetişir.
  • Kızılcık çoğalması tohumlar yardımıyla gerçekleşir.
  • Kızılcık Odunu lifli olup çok esnek ve dayanıklıdır.
  • Kızılcık odununun yoğunluğu fazla olduğundan suda batar.
  • Kızılcık baston ve sopa yapımında kullanılır.
  • Kızılcık kabuğundan boya, yapraklarından tanen elde edilir.
  • Kızılcık bahçe ve parklarda süs bitkisi olarak da yetiştirilir.
  • Kızılcık meyvesi şeker ilave edilmiş suda kaynatılıp, kapalı kaplarda uzun süre saklanabilir ve yemek arasında içecek olarak tüketilebilir.
  • Kızılcık yükseklik çok artmadıkça meyve verir.
  • Ayrıca Kızılcığın çok fazla su isteyen bir yapısı vardır.
  • Kızılcığa Anadolu'nun bazı bölümlerinde Ergen , Kiren veya Kiran ismi de verilir.
 

GENEL ÖZELLİKLERİ :

Ülkemiz birçok meyvenin anavatanıdır. Bu meyvelerden biri de Kızılcıktır. Kızılcık meyveleri vitamin C içeriği bakımından çok zengindir. Vitamin C içeriği portakalın kinin yaklaşık iki katıdır. Kızılcık ayrıca birçok mineral maddeler ve tanen içerir. Meyvelerinde kılcal damarları sağlamlaştıran elastikliğini sağlayan ve kan basıncını normal tutan maddeler bulunur. Meyve çekirdek çiçek yaprak kabuk ve kökleri antiseptik özelliği ile yaraların tedavisinde mikroplara karşı ilaç olarak kullanılır. Bu gibi özellikleri ile son yıllarda tekrar ele alınmaya başlamış tüketiminde artış olmuştur. Ülkemizde Kızılcık genel olarak yabani formlarda Karadeniz Marmara Ege ve Akdeniz Bölgelerinde sahil ve yüksek kesimlerinde dağlık alanlarda dere yataklarında tek veya gruplar halinde bulunur. Malatya Bursa Yalova Karabük İstanbul illerinde sınırlı miktarda aşılı kızılcık yetiştiriciliği yapılmaktadır. Kızılcık bizde ve diğer ülkelerde farklı şekillerde kullanılır. Kızılcıktan reçel marmelat meyve suyu üretilir. Çekirdek ve yapraklarından çay ve kahve yapılır. Taze kabuklarından esans ve dizanteri hastalığına karşı ilaç hazırlanır. Gıda sanayiinde taze kuru ve sofralık olarak çok çeşitli işlemelerde yemeklerde tat verici kuru meyvelerinden hoşaf yapılarak yararlanılır. Meyvelere şeker dökülerek uzun zaman muhafaza edilir. Çok güzel tatlı konserve şurup yapılır. Ağacı çok sıkı sert ve ağırdır. Ağacın özü sarı-kırmızı renkte pembe beyaz odun cilalamaya uygundur. Sandalye tekstil mekikleri kızılcıktan yapılır. Dokuma sanayiinde mekik yapılır. Değirmen dişlileri kızılcıktan yapılır. Yonga-biblo gibi el sanatları büro malzemesi yapımında yararlanılır. Meşhur Devrek bastonları kızılcık ağacından yapılır. Kızılcık ağaçları erken çiçek açtığı için arıcılık bakımından çok önemlidir. Bahçe düzenlenmesinde dekoratif özelliği yanında soğuklara çok dayanıklı olduğu için tercih edilir. Bazı ülkelerde erozyona karşı kuşak oluşturmada kullanılır.

BİTKİ ÖZELLİKLERİ

Kızılcık çok güçlü bir kök sistemi oluşturur. Kökleri fazla derine gitmez. Toprağa yakın olan kök sistemleri toprak neminden çok iyi yararlanma özelliğindedir. Tiplere bağlı olarak ağaç 2-5 m yükseklikte olabilir. Ağaç dik yayvan veya sarkık şekillerde olabilir. Gövde sayısı 1-6 arasında değişir. Dip sürgünleri ile kendini yenileme özelliğindedir. Bu şekilde zeytin gibi çok uzun ömürlüdür. Yapraklar mekik yuvarlak ve oval şekillidir. Yaprakların alt kısımlarında yakıcı tüyler vardır. Kızılcık çiçekleri diğer meyvelerden önce açar. Açmaya Şubat ayında başlar ve 2-4 hafta devam eder. Meyve bir ve daha yaşlı dallarda bazen gövdede oluşur. Meyve şekli oval yuvarlak armut silindir ve koniktir. Üst renk kırmızı sarı sarı-kırmızı kırmızı-sarı olabilir. Et rengi ise kırmızı pembe krem sarıdır. Çekirdek şekli mekik oval ve yuvarlak olur.

FİDAN ÜRETİMİ

Tohumla üretim:
Olgunlaşma öncesi veya olgunlaşma sonrası yabani ağaçlara ait meyvelerden çıkarılan tohumlar doğrudan küçük saksılara veya tohum parsellerine ekilirler. Bu şekilde elde edilen çöğürler bir sonraki yaz aşıya gelirler. Çimlenmeyi uyarıcı işlemler yardımıyla çok sert olan tohum kabuğu yumuşatıldıktan sonra tohumlar katlamaya alınırlar. Bu şekilde 18 ay sonra aşılamaya uygun çöğür elde edilir.
 
Aşılama
Doğal ortamda bulunan yabani kızılcık ağaçları çiçeklenme öncesi ilkbaharda budanır. Oluşan bir yaşlı sürgünlere T veya yongalı göz aşısı uygulanır. Tohumdan elde edilen veya dip sürgünlerinden elde edilen çöğürlerin aşılanması yoluyla Kızılcık fidanları elde edilir. Çeşit değiştirme amacıyla da budama ile oluşturulan sürgünlere göz aşısı yapılır.
Bunun yanında iki veya daha yaşlı dallara kalem aşısı yapılabilir. (T) göz aşısı Mayıs-Haziran aylarında sürgün ve Temmuz-Ağustos aylarında durgun aşı şeklinde uygulanır.
Yonga aşı T göz aşısına göre daha erken dönemlerde de yapılabilir. Kızılcıkta yapılan aşılardan zamanlamanın iyi yapılması ve tekniğine uyulması durumlarında çok iyi başarı elde edilir.

Çelikle üretim
Yapraklanmanın başlangıcından sonra yeni sürgünlerin yaklaşık 30 cm olduğu dönemden başlayarak yaprakların döküldüğü tarihe kadar uygulanabilen yeşil çelikle çoğaltmadan 3000 ppm Indol Butirik Asit (IBA) uygulaması ile iyi sonuç alınır.Yaprakların döküldüğü dönemden çiçeklenme öncesine kadar olan dönemde alınan yapraksız çelikler ile 5000 ppm IBA ile köklendirme yapılır.
 
Daldırma ile üretim
Kızılcık daldırma yöntemiyle de çoğaltılır. Ancak bu yöntem ile istenilen sayıda fidan elde edilmesi güçtür. Ayrıca daldırma ile elde edilen fidanlar geç meyveye yatarlar.

EKOLOJİK İSTEKLERİ

Sıcaklık:  Kızılcık meyveleri sıcakta çabuk olgunlaşır irileşir verim artar. Soğuklara dayanıklıdır. Ortam sıcaklığının minimum –37oC olduğu yerlerde zarar görmez. Bunun yanında gölgeli yerlerden de hoşlanır çok aşırı sıcaklardan olumsuz etkilenir.

Su:  Kızılcık yetiştiriciliğinde su en belirgin ve sınırlayıcı faktördür. Mutlaka su ister. Taban suyuna orta derecede dayanıklıdır. Aşırı yağış çiçeklenme ve hasat zamanını olumsuz etkiler. Nemli yerlerde meyve kalitesi artar.

Toprak: Toprak bakımından fazla seçici değildir. Orta bünyeli derin ve geçirgen topraklarda daha iyi gelişir ve iyi meyve verir. Kireçli topraklara dayanıklı tuza az toleranslıdır. Toprak PH’sının 6.4-7.4 olduğu yerlerde iyi sonuç verir. Deniz seviyesinden yükseltisi 0-80-160 m; 300-500 m; 700-1200 m olan kuşaklarda yetişir. En iyi sonuç ilk iki kuşakta olmakla birlikte 700-1200 m yükseltilerdeki özel alanlarda da rahatlıkla yetişebilir.
 
BAHÇE TESİSİ

Toprak hazırlığı:  Kızılcık bahçesi tesis edilecek olan yerdeki toprak analiz edilerek toprağın bitki besin maddesi ihtiyaçları belirlenir. Dikim öncesi toprak hazırlıkları yapılır.

Dikim: Daha fazla verim almak ve hasat periyodunu genişletmek amacıyla birden fazla çeşitle bahçe kurulması önerilir. Çeşitlerin büyüme özellikleri ve arazi yapısı dikkate alınarak dikim mesafeleri 4x4 m 5x5 m 6x6 m olarak belirlenir.

KÜLTÜREL İŞLEMLER

Budama: Budama yaprakların dökülmesi ile çiçeklenme arasındaki dönemde yapılır. Ayrıca hasat sonrası kırılan dalların alınması sürgünlerin seyreltilmesi amacıyla da budama yapılabilir. Budamada meyve tomurcuklarının önceden görülebilmesi budama için büyük bir kolaylık sağlar. Budama ile ağacın gelişmesine en uygun şekil oluşturulur. Ağaç gençleşir. Budama ile meyve irileşir ve kalite artar. Dikim budaması dikimden sonra ağacın toprak seviyesinden 50-70 cm’den tepe vurma şeklinde uygulanır.
Kızılcık rahatlıkla her türlü budamaya çok iyi tepki göstermekle birlikte şekil budaması olarak kızılcığa modifiye lider formu önerilir. Bunun için lider dal ile birlikte 5-7 ana dal seçilir ana dallar üzerinde yardımcı dallar oluşturulur. Verim budaması güneşlenmenin dengelenmesi meyvenin ağacın her tarafına dağılması gerektiğinde meyve seyreltmesi amacıyla yapılır. Bu arada çeşitli nedenlerden dolayı oluşan obur dallarda uç alma işlemi yapılarak bu dallar 2-3 yıl içinde verimli hale getirilir. Daha önce de söylendiği gibi Kızılcık kendini yenileyen bir meyvedir. Yaşlı ve verimden düşmüş ağaçlar gençleştirme budaması yardımıyla gençleştirilir.
Uygulama:
• Ana dal düzeyinde gençleştirme
• Gövde düzeyinde gençleştirme şeklinde yapılır.

Sulama:  Kızılcık yetiştiriciliğini sınırlandıran en önemli faktör sudur. Bu nedenle sulama çok önemlidir. Kurak ve susuz yıllarda meyve küçük kalır verim ve kalite azalır. Sulama ile meyve iriliği artar verim ve kalite yükselir.

Gübreleme: Yapılacak toprak ve yaprak analizlerine göre gübrelemeden çok olumlu sonuçlar alınır. Genel olarak organik gübreler dekara 2-3 ton hesabıyla 3-4 yılda bir verilir. Azot dekara 15-20 kg fosfor 30-35 kg ve potasyum ise 10-12 kg hesabıyla verilir.

Tarımsal Mücadele: Doğal olarak yetişen Kızılcıklarda herhangi bir hastalık görülmemesine karşın ticari olarak Kızılcık yetiştiriciliğinin yapıldığı özellikle nemli yörelerde ve aşırı yağışlar sonrası botritis antraknoz gibi hastalıklar etkili olabilmektedir. Bunlara karşı bakırlı preparatlar ile fungusit uygulamaları iyi sonuç verir. Orman ile sınır yerlerde ve ormandan açılan arazilerde tesis edilen yerlerde kök çürüklüğü zararı görülmüştür. Kızılcığın yetiştirildiği alanlarda diğer meyvelerde görülen meyve sineği kabuklu bit gibi zararlılar kızılcıkta görülmüştür. Ancak önemli derecede zarara yol açmamışlardır.

Hasat:  Kızılcık ağaçlarının bulundukları yükselti ve iklime bağlı olarak hasat Temmuz ortasından Ekim ayı başlarına kadar devam eder. Bir ağaçta bulunan meyveler aynı anda olgunlaşmaz. Bu nedenle 2-3 defada hasat yapılır. Ayrıca Kızılcık meyveleri hasattan sonra olgunlaşmaya devam eder. Olgunluk ilerledikçe irilik meyvede şeker oranı artar C vitamini ve sertlik azalır. Bu özellikten yararlanabilmek için meyvelerde renklenme başladığı zaman hasat yapılarak pazara ulaşma anında tam olgunlaşma sağlanır; zararlanma oranı düşer. Hasat edilen meyveler en fazla 5 kilogramlık plastik veya karton ambalajlar ya da en iyisi 1-2 kilogramlık plastik kaplara konularak taşınmalıdır. Bu şekilde kayıplar azaltılmış ürünün albenisi artırılmış olur.
 
 
 
TIBBİ VE AROMATİK BİTKİLERİN YETİŞTİRİCİLİĞİ

Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de çok sayıda  tıbbi bitki değişik amaçlarla kullanılmaktadır. Bu bitkilerin bir kısmı halk arasında asırlardan beri kullanıla gelmiş bitkilerdir. Bu bitkilerin kullanım alanları oldukça geniştir.  Tıbbi bitkilerin kullanım alanlarını; başta baharat olmak üzere ilaç sanayi, meşrubat, parfüm, kozmetik endüstrisi, diş macunu, çiklet, sabun, şekerleme yapımında, şifalı ve dinlendirici çay imalatı şeklinde sınıflandırmak mümkündür.

Son yıllarda tıbbi bitkilerin öneminin artmasının diğer bir nedeni de hastalık yapan
mikroorganizmaların sentetik maddelere dayanıklı yeni ırklar geliútirmesidir.  Tıbbi
bitkilerden yapılan preparatlar çok yönlü etkiye sahip olduklarından yeni ırklara karşı etkili bulunmaktadır. Bu nedenle, tekrar bitkisel preparatlara dönülmeye başlanmıştır.

İç ve dış piyasada değerlendirilen bitki türlerinin önemli bir kısmı genellikle floradan
(doğadaki bitki varlığı) toplanmaktadır. Ancak son zamanlarda, bu bitkilerin tarımına olan
ilgide artış olmuştur. Ayrıca, bazı türlerin evlerde saksıda yetiştirilmesine, hobi bahçelerinde ve peyzaj alanlarında da yer verilmesine başlanmıştır.

Tarihle ilgili erişilebilen yazılı kaynaklarda ilk insanların çeşitli hastalıkların tedavisi için
bitkilerden yararlandıkları belirtilmektedir. Elbette bu kullanım biçimi etken madde olan
sekonder üründen çok, bitkinin kendisine veya değişik yollarla elde edilen özütlerine
dayanmaktadır. Bugün bile dünya nüfusunun çoğunluğu için bitkiler ilaçların hammaddesi
olarak değerlendirilmektedir.

TIBBİ VE AROMATÜK BİTKİLERİN TARİHÇESİ

Hastalıklar ve bunların tedavileri üzerine gerçek ve bilimsel bilgiye sahip olmayan antik
dönem insanları ellerindeki imkanlar ve üretebildikleri teorileri ile bu sorunlara çözüm
bulmaya çalışmışlardır. Çok eski çağlarda tıp, modern dünyada olduğu gibi kesin ve katı
sınırları olmayan bir meslekti. Sürekli artan arkeolojik bulgular gün ışığına çıktıkça, özellikle Roma dönemine ait tıbbi araçlar, tapınaklardaki adak materyalleri, ilaç tarifleri, duvar resimleri ve diğerleri bu dönemin tıbbına ait daha belirgin bir resim ortaya çıkarmaktadır. Ancak yine de antik tıp literatürü ile arkeolojik bulgular arasındaki mesafenin kapanması zor gözükmektedir. Bitkiler insanların hayatı için vazgeçilmez canlılardır. Besin, yakacak ve giyecek elde etmede insanlar bitkilerden büyük ölçüde yararlanmışlardır. Bitkilerin, hastalıkların tedavisi amacıyla kullanımlarının nasıl başladığı tam olarak bilinmese de, binlerce yıl boyunca biriken deneyimlerin giderek bir halk tıbbına dönüşmüş olduğu kesindir.

Doğanın her zaman kendi dili vardır ve insanlarla bu dil aracılığıyla konuşur. Mevsimler, gece gündüz döngüsü, gelgit olayları bu dilin sadece birkaç hecesidir. insan bunu okumaya nezaman başladı bilinmez ama doğa hep insana fısıldamaya devam etmiştir. Ancak insan, bu dili sezgisi ve zekasıyla çözebildiği ölçüde doğadan şifa bulacaktır.

Eski uygarlıkların deneyimlerinden köken alan çağımız eczacılığının temelleri yüzyıllar boyuolgunlaşmış ve modern bilim ve teknolojinin geliştirilmesi ile günümüzdeki şeklini almıştır.Fakat geçmişte olduğu gibi bugün de bu tür doğal kaynakların kullanımına devam
edilmektedir. Doğanın sunduğu bu şifa kaynakları, insanoğlu onları yok etmediği sürece
hizmet etmeye devam edecektir.

TIBBİ VE AROMATİK BİTKİLERİN KULLANILIŞ BİÇİMLERİ

Tıbbi ve aromatik bitkilerin kullanılan kısımları; yaprak, çiçek, tohum, kök, kabuk vb. gibi
organlardır ve bunların,. içlerindeki etkili bileşikler nedeniyle hastalıkları tedavi ettikleri
ispatlanmıştır. Bu etkili bileşiklerin miktarları bitkilerin belirli devrelerinde en yüksek düzeye erişmektedir. Her bir bitkide içindeki etkin maddenin en yüksek olduğu bir dönem vardır ve araştırmalar bitkilerin özel bir toplanma zaman bulunduğunu göstermektedir. Toplanan bitkilerin bozulmasını önlemek için uygun şartlarda kurutulması gereklidir. Kurutulmuş bitki kısımlarının tedavi etkisinin süresi genellikle bir yıl kadardır, uygun şartlarda saklanırsa bu süre uzayabilir.

Toplama

Genelde elle toplama yapılmakla birlikte, tarımını yapan ülkelerde özel tarım ekipmanlarıyla toplama işlemi yapılmaktadır. Toplama zamanları bitkinin toplanacak kısmına göre değişmektedir.
 
Buna göre;
Yapraklar: Bitki çiçek açtığı zaman,
Çiçekler: Tamamen açılmadan evvel yada tomurcuk halinde,
Toprak altı kısımlar: Bitkinin toprak üstü kısımları kuruduktan sonra,
Kabuklar: Bitki yapraklarını döktükten sonra,
Meyve ve tohumlar: Özel kayıtlar yoksa olgunlaştıktan sonra toplanmalıdır.

Yaprak, çiçek ve otlar hiçbir zaman yağmurlu bir günde veya üzerinde çiğ veya nem varken toplanmamalıdır. Kabuklar ise yağmurlu günden sonra toplanmalıdır.

Kurutma

Taze materyal çok kısa zamanda bozulur. Bu sebeple en kısa zamanda kurutma işlemi
yapılmalıdır. Kurutma esnasında, materyal içeriğindeki nemin %75’ini kaybeder. Kurutma
için seçilecek yol, kurutulacak materyalin cinsine ve taşıdığı etkin maddelerin durumuna göre belirlenir. Ancak, enzimlerin en etkili olduğu ısının 35-50 ºC arasında bulunduğunu göz önüne alınarak, kurutma esnasında materyalin bu ısıda çok kısa bir süre kalmasına özellikle dikkat edilmelidir. Kurutma bu derecenin altına veya üstüne çıkılmadan yapılmalı ve özellikle açık havada ve gölgede yapılan kurutma tercih edilmelidir.

Güneşte kurutma: Yeşil bitki kısımları için bu yöntem kullanılabilir, ancak çiçek için uygun
değildir. Çünkü güneş çiçeklerin rengini soldurur. Etkin maddelerin azalmasına neden olur.

Gölgede kurutma: Yeşil bitki ksımları üzeri kapalı ve yanları açık çardak, sundurma veya
hangarlar içinde kurutulması yöntemidir ve malzemenin doğrudan güneşle temas etmeden açık havada kurutulması esasına dayanır. Malzeme demetler halinde asılır veya çok ince bir tabaka halinde yere veya kurutma rafları üzerine serilir. Küflenmeyi önlemek ve kurutmayı hızlandırmak için ise sık sık alt üst edilir.

Cam mekan içinde kurutma: Kurutma ısısı yeterince yüksek olmadığı yerlerde cam sera gibi bir mekanda demetler halinde yada raf sistemlerinde çok ince serilerek kurutma işlemi yapılır. Camekan içerisine yerleştirilen bir aspiratörle içerideki nem dışarı atılırsa çok daha kaliteli bitki materyali elde edilir.

Sıcak hava ile kurutma: Masraflı olmasına karşılık çok kaliteli kurutulmuş bitki kısımları elde edilir. Kurutulacak malzemenin miktar ve cinsine göre; kurutma dolabı (küçük miktarların kurutulmasında), kurutma odası (çok malzemenin kurutulmasında) ve kurutma tüneli (büyük miktarlardaki malzemenin kurutulmasında) yöntemlerinden biri seçilir.

Saklama
Kurutulmuş olan materyalin özelliklerini kaybetmeden korunabilmesi için bazı şartlara
uyulması zorunludur. Saklama sırasında bozulmaya neden olan faktörler rutubet, sıcaklık ve ışıktır. Bunun için kuru materyalin serin, kuru ve karanlık bir yerde saklanmaları gerekir. Kese kağıdı, bez torba, karton kutu, teneke kutu veya cam kavanozlarda saklanabilir. Plastik kap, torba materyal saklamak için uygun değildir.

TIBBİ AROMATİK BİTKİLERİN KULLANIM ALANLARI

Tarla Tarımında Kullanımı

Tıbbi ve aromatik bitkiler açısından ülkemiz önemli gen merkezlerinden birisidir. Bu
bitkilerin büyük çoğunluğu kültüre alınmamıştır ve çok büyük oranda doğadan toplama
şeklinde temin edilmektedir. Toplama yoluyla temin ve bilinçsiz tarım uygulamaları, endemik ve kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olan türlerin üzerindeki baskıyı arttırmaktadır. Bu ise, büyük çoğunluğu endemik olan ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan bitki türlerinin devamlılığını tehlikeye sokmaktadır. Bununla birlikte,  tıbbi, aromatik ve doğal kaynak niteliğindeki bitkilerden ekonomik öneme sahip olan türlerin bazılarının (Kekik, Adaçayı, Anason) geniş alanlarda üretimi yapılmaktadır.

Bahçe ve peyzaj alanlarında kullanımı

1. Yer örtücü olarak kullanımı

Kısa boylu ve yüksek derecede basılmaya ve susuzluğa dayanıklı ayrıca, her türlü toprakta yetişebilen ve kış şartlarına dayanıklı bazı Kekik (Thymus spp.) çeşitlerinden çim alanlarında, yer örtücü olarak kullanılmaktadır.

2. Çim alanda kullanımı

Tıbbi aromatik bitkilerin fideleri çim alanlarında gruplar halinde veya çalı halinde, çalımsı
yapıda olanlar ise tek olarak dikilebilirler. Kekik (Origanum spp.), Melisa (Melissa
officinalis), Lavanta (Lavandula spp.), Biberiye (Rosmarinus officinalis), Defne (Laurus
nobilis), Mersin (Myrtus communis) gibi türler bu amaçla kullanılabilir

3. Saksı içinde kullanımı

Günlük yaşantımızda, şehrin koşturmacası, iş stresi ve birçok nedenle bir avuç toprağın,
yeşilin ve sessizliğin olduğu huzur dolu mekanlara, parklara, bahçelere ya da varsa şehir
dışınndaki evlerimize gitmek isteriz. Balkonları ve mini bahçeleri işlevsel bir şekilde
kullanarak tıbbi ve aromatik bitkiler bahçesi haline dönüştürmek elimizdedir. Balkon ya da teras bahçeciliği ülkemizde yaygın olmamakla birlikte, yurtdışında oldukça yaygındır. Ancak, Türkiye’de de son yıllarda bu düzenlemeler rağbet görmeye başlamıştır. Kekik (Origanum spp., Thymus spp.), Oğulotu (Melissa officinalis), Lavanta (Lavandula spp.), Biberiye (Rosmarinus officinalis), Nane (Mentha spp.), Reyhan-Fesleğen (Ocimum basilicum), Sarısabır (Aloe vera) vb. gibi türler bu amaçla saksı içinde çok rahatlıkla yetiştirilebilir. Böylece yetiştirilen bitkilerden süs bitkisi olarak faydalanmanın yanı sıra, baharat olarak ve çay olarak da yararlanılabilir.

4. Erozyon kontrolünde kullanımı

Kuraklık nedeniyle ağaçsız bölgelerde bozkır ya da step formasyonu, geçis bölgelerinde ise bozkır ormanları oluşur. Bu alanlarda tıbbi değeri olan Geven (Astragalus spp.), Kapari (Capparis spp.) gibi türler kullanılabilir.

5. Park ve kahçelerde, eğimli alanlarda kullanımı

Park ve bahçelerde süs bitkisi özelliği olan  tıbbi ve aromatik bitki türleri tercih edilmektedir. Bu amaçla kullanılabilecek bitkiler arasında; Hayıt (Vitex agnus castus), Oğulotu (Melissa officinalis),  Lavanta (Lavandula spp.), Biberiye (Rosmarinus officinalis), Defne (Laurus nobilis), Mersin (Myrtus communis), Sarısabır (Aloe vera) ilk akla gelen türlerdir. Ayrıca,parkalarda ve bahçelerde, topoğrafik yapısı oldukça dik eğimli alanlarda yine  tıbbi ve aromatik bitkilerden yararlanmak mümkündür. Dik eğimli alanlarda Kapari (Capparis spp.), Nane (Mentha spp.), Kekik (Thymus spp. Origanum spp.) gibi türlerden faydalanılabilir.

6. Gölge ve yarı gölge alanlarda ve ağaç altlarında kullanımı

Kekik, Defne, Nane  gibi türler bu amaçla kullanılabilecek türlerdendir.

7. Bordür, Parter ve Kaya Bahçelerinde Kullanımı

Çiçekleri, aromatik etkileri ve özellikle de bitkisel formları nedeniyle Kekik (Origanum spp., Thymus spp.), Oğulotu (Melissa officinalis), Lavanta (Lavandula spp.), Biberiye (Rosmarinus officinalis), Nane (Mentha spp.), Reyhan-Fesleğen (Ocimum basilicum) türlerini bordür ve parter alanlarında, Sarısabır (Aloe vera), Geven (Astragalus spp.), Kapari (Capparis spp.), Kekik (Origanum spp., Thymus spp.) gibi türleri ise kaya bahçelerinde kullanmak mümkündür.

TIBBİ VE AROMATİK BİTKİLERİN İKLİM İSTEKLERİ

Işık Faktörü : Işık yeşil bitkiler için mutlak gerekli bir ekolojik faktördür. Her türün çimlenebilmesi, çiçeklenmesi ve olgunlaşması için belirli gün uzunluğuna ve ışık şiddetine ihtiyaç vardır.  Tıbbi ve aromatik bitkilerde ışığın özellikle tıbbi içeriğe ve etken madde oluşumu üzerine etkisi vardır. Akdeniz Bölgesi pek çok  tıbbi ve aromatik bitkinin merkezi olduğundan, bu bölge orijinal türlerde, türlere göre değişmekle birlikte, genel olarak ışığın etken madde miktarını arttırıcı etkisi olduğu tespit edilmiştir.

Sıcaklık Faktörü: Sıcaklık ışık gibi bitkiler için çok önemlidir ve tüm gelişme evrelerinde oldukça etkilidir.  Tıbbi ve aromatik bitkiler de etken madde kalitesi üzerinde oldukça etkilidir. Sıcaklığın etkileme oranı ışık ve su faktörlerine bağlı olup, türlerin sıcaklık istekleri türden türe değişkenlik gösterir.

Su Faktörü: Bitki büyümesinde diğer faktörlerin yanında, su da önemli rol oynar.  Tıbbi ve aromatik bitkiler, diğer bitkilerde olduğu gibi farklı su isteklerine sahiptir. Ancak Akdeniz Bölgesi orjinli bitkiler genelde çok sulu alanlardan ziyade nemli alanları tercih ederler.

Karbondioksit Faktörü:  Havanın karbondioksit miktarı bitkinin fizyolojisi için önemlidir.  Tıbbi ve aromatik bitkilerin kirli, tozlu alanlarda yetiştirilmesi, içeriğini ve etken madde miktarını olumsuz etkilemektedir. Özellikle yaprak veya çiçekleri için kullanılan bitkiler, bu tür ortamlardan daha çok zarar görür.

Rüzgar Faktörü: Rüzgar, tıbbi ve araomatik bitkilerde zararlı olabilir. Devamlı rüzgar alan yerlerde toprak çabuk kuruduğu için bu bitkilerin yetiştirilmesi oldukça zordur. Çünkü soğuk ve rüzgar bitkilerin ölmesine neden olabilir. Rüzgardan korunan yerlerde, daha çok yüksek boylu ve  toprak üstü organları hasat edilen bitkiler tercih edilmelidir.

TIBBİ VE AROMATİK BİTKİLERİN YETİŞTİRİLMESİ

Tohumla Çoğaltma:  Tıbbi ve aromatik bitkiler de pek çok türün yetiştirilmesinde tohumla çoğaltma yöntemi kullanılır. Kekik (Thymus spp. Origanum spp.),Adaçayı (Salvia spp.), Dağçayı (Sideritis spp.), Oğulotu (Melissa officinalis), Lavanta (Lavandula spp.), Reyhan-Fesleğen (Ocimum basilicum) türleri tohumla çoğaltılabildiği gibi çelikle de çoğaltılabilmektedir. Ekilen tohumlardan çıkacak genç bitkilerin kalitesi, tohumun kalitesi (yüksek çimlenme yeteneği, başka ürünlere ait tohumlar ve yabancı maddelerden ari olması, sağlıklı olması) ile doğru orantılıdır. Bu genç bitkilerin nitelikleri ve bunlara uygulanacak kültürel tedbirler, türlere göre farklılık gösterir. Genç bir bitki elde etmek için saksı, küvet, kasa gibi tohum ekim kaplarına ekim yapılabilir. Bunun yanında sera içindeki veya açık alandaki bitki yetiştirme yataklarına da ekilebilir. Tohumla üretimde tohum özelliklerine ve yetiştirme tekniği koşullarına bağlı olarak dağınık ekim, sıraya ekim (sık düzenli, şerit) ve ayrı ayrı ekim gibi yöntemler kullanılabilir.

Tohum ekim yerinin hazırlanması:   Ekimde kullanılacak kapların drenajları iyi
sağlanmalıdır. Bu da alt kısımlarına serilen çakıl, kiremit parçası vb. maddelerle veya altlarına delikler açarak sağlanır. Daha sonra steril edilmiş ve ekime hazır halde olan kaplar, seçilen harçlardan biri ile doldurulur. Eğer tohum kasaları doldurulacak ise içlerine harç boşaltılır. Tohum kasası, 3/2 oranında harç ile doldurulur. İçine harç doldurulan tohum kasalarının ekimden önce bir tokmak yardımı ile üzeri düzeltilir. Daha sonra harç ile doldurulan tohum kasaları, meydana gelebilecek hastalıklara karşı koruyucu önlem olarak ilaçlı su ile sulanır. Eğer tohum ekimi çok gözlü multipotlara (viollere) yapılacaksa harcın her göze gelmesine dikkat edilir. Bir kez üstleri bastırılarak tekrar harç ile doldurulur. Gözlerin çok sıkı doldurulmaması gerekir. Ancak sulandığnda da çökecek kadar gevşek doldurulmamalıdır. Ekime hazır hale getirilen tohum ekim yerleri, bir süre bekletilerek fazla suyun çekmesi sağlanır. Daha sonra bu yerlere tohum ekimi yapılır.

Tohum Ekimi; Genelde, tıbbi ve aromatik bitki tohumları seralarda hazırlanmış yastıklara, kasalara, saksılara veya polietilen torbalara ekilir. Bazı bitkilerin tohumları ise dışarıda soğuk yastıklara veya direkt araziye ekilir.

Ekilen Tohumların Bakımı
İyi hazırlanmış bir çimlendirme ortamına sağlam tohumlar ekildiği takdirde, bitki çeşidine
bağlı olarak genellikle 7–20 gün içerisinde tohumların çimlenmesiyle fideler toprak yüzeyine çıkar. Çimlenmeden itibaren esas yerlerine şaşırtılıncaya kadar fidelerin iyi gelişmeleri için bakımlarına gerekli özenin gösterilmesi şarttır. Başlıca bakım işleri arasında zamanında ve yeterli sulama, yabani otları ayıklama,havalandırma, hastalık ve zararlılarla mücadele gelir. Sulamalar, sabah saatlerinde yapılmalıdır.

Şaşırtma
Tohumların çimlenmesinden bir süre sonra fidecikler birbirlerinin beslenme, havalanma ve ışıklanmalarını engeller. Kaliteli fide elde edebilmek amacıyla, fideler 2–3 yapraklı iken
başka bir ortama aktarılır. Şaşırrtma, kısaca; tohumların ilk ekildikleri yerlerden, çimlendikten sonra başka bir yere aktarılması işlemidir.

Şaşırtma Zamanı
Fide şaşırtması ve bunun zamanı,  tıbbi ve aromatik bitkiler için oldukça önemlidir. Bitkinin türüne bağlı olarak fideler tohum tavalarında veya yastıklarda 1–6 ay arasında kalabilir. Bazı bitki türleri ise birinci yılın sonunda sökülerek şaşırtma parsellerine veya fidanlık parsellerine dikilir ve bitkilerin daha iyi gelişmesi sağlanır. Şaşırtma uygulanmadığı zaman yeni gelişmekte olan fideler birbirlerinin beslenmelerini, ışık ve hava almalarını engeller. Bunun sonucunda uzun boy yapmış istenmeyen zayıf fideler meydana gelir. Eğer bitkiler sık değil ve gelişmeleri de iyi ise bu durumda yalancı
yapraklarının dışında iki yaprak çifti oluşturduklarında şaşırrtılmaya geldiklerine karar
verebiliriz.

Şaşıtmanın Yapılışı
Şaşırtma hafif humuslu bir ortama veya çimlendirme ortamlarından birine yapılır. Aslında bu ortamlar tohum ekim ortamından pek farklı değildir. Şaşırtma yine üretim kasalarına,
polietilen torbalara, multipotlara veya küçük saksılara yapılabilir. Köklerin zarar görmeden çıkması için yastık veya kasalardaki fideler bir gün önce bol su ile sulanmalıdır. Fideler çimlendirme ortamlarından çıkarılırken kotiledon (yalancı, ilk çıkan yapraklar) yapraklarından tutulmalıdır. Dikkatlice yukarı çekilen fideler, hazırlanmış ortam
içine işaret parmağı veya bir çubuk ile dikim yerleri işaretlenerek dikilir. Derinlik bitkilerin
köklerinin kırılmadan dikilebilecekleri kadar olmalıdır. Eğer fidelerin kökleri çok uzunsa
kısaltılır. Dikim sonrası fidelerin etrafındaki toprak hafifçe bastırılarak fidelerin yanlarının
dolması sağlanır. Bunun amacı fide köklerinin hava almamasının sağlamak ve kurumasını
önlemektir. Daha sonra fidelere can suyu verilir. Fideler birkaç gün gölge ve serin bir yerde tutulur ve fidelerin sulanmalarına özen gösterilir. Şaşırtılan bitkiler 8-10 cm olunca tarlaya, bahçeye veya devamlı bulunacağı yere aktarılır.

Bazı  tıbbi ve aromatik bitkilerin tohumları, fizyolojik çimlenme engeline sahip olup, tohum kabukları da geçirgen olmayan bir yapıya sahiptir. Bu tohumların çimlenme engeli, katlama uygulamaları ile yani serin bir ortamda ve nemli kum içinde, tohumların tür ve çeşidine göre değişen sürelerde ve derecelerde bekletilmesiyle veya başka yöntemler de kullanılarak ortadan kaldırılabilir.

Katlama; Tohum kabuğunu yumuşatmak, dinlenme halindeki embriyoları çimlenme
olgunluğuna getirmek amacıyla yapılan işleme verilen addır.

Çelikle Çoğaltma; Sürgün, dal, gövde, yaprak ya da yaprak parçalarının, ana bitkiden ayrılarak, uygun çevre koşulları yaratılmış ortamlarda köklendirilip ana bitkinin tüm özelliklerini taşıyan yavru ya da yavruların elde edilmesidir. Çelikle üretim, tıbbi ve aromatik bitkilerin çoğaltılmalarında tohumla üretim gibi kullanılan yaygın yöntemdir. Hayıt (Vitex agnus castus), Lavanta(Lavandula spp.), Biberiye (Rosmarinus officinalis), Defne (Laurus nobilis), Mersin (Myrtus communis) vb. türlerinin çelikle çoğaltılma yapılmaktadır.

Köklendirmede Çevre Koşulları

Odun çeliklerinin açık alanda dikimi, bu bitkilerin doğal koşullara uyma zorunluğunu getirir. Ancak su püskürtme ve örtüleme ile güneşin yakıcı etkisinden çeliklerin korunması yada genç sürgünlerin koruma ve solmalarının önlenmesi getirilecek tedbirlerle sağlanabilir. Kapalı ortam üretiminde ortamın kontrollü tutulması kışın ısıtma, yazın havalandırma ile sağlanır. Gece ve gündüz arasındaki ısı farkı 5-10 ºC’yi geçmemelidir. Çelik köklendirmede gece 16-21 ºC, gündüz ise 21-27 ºC lik sıcaklık bitki türüne ve mevsime bağlı olarak istenir. Köklendirme tezgahlarında ise 21-24 ºC lik toprak sıcaklığı ideal kabul edilir. Çelik köklendirmede, özellikle yeşil çeliklerin köklendirilmesinde güneş ışığı mutlak gereklidir. Bu amaçla gölgeleme ya da mist (sisleme) uygulanması ile suyun serinletici ve rutubeti artırıcı etkisinden yararlanılır. Nem, çelik köklendirmede vazgeçilmez temel elemandır. Bu yolla kökler henüz oluşmamış bitki parçalarının besin maddesi ve su gereksinmeleri karşıladığı gibi transprasyonla su kaybı önlenmiş olur.

Köklenmeyi Uyarıcı Yöntemler

Çeliklerin uçlarının çizilmesi, yararlanması ya da kesilmesi kök oluşturma için gerekli
uyarının yapılmasını, kallusun oluşumunun hızlandırıldığı varsayılır. Yaralanmış bu
bölümlerin köklenmeyi uyarıcı hormon uygulaması ile etki daha da artırılmış olacaktır.
Kullanılabilecek maddelerin çokluğuna rağmen, çeliklerde köklenmeyi uyarıcı kimyasal
maddeler, IBA (Indolbütirik asit), IAA (Indolasetik asit) ve NAA (Naftalenasetik asit)
tir.Çelikler hormona değdirilmeden önce alt kısımlarında 1 cm kesilerek hazırlanır. Ucu
kesildikten hemen sonra hormana batırılıp köklendirme ortamına dikilir. Alttan ısıtmalı
sisleme tesisleri çelik köklendirme için ideal sistemlerdir. Kasalar içinde yada doğrudan
tezgahlara dikim yapılır. Bu şekilde bir sistem mevcut değilse, düzenli sulamayla aynı ortam sağlanabilir.

Köklendirme Ortamları

Kışın yaprağını döken bitkilerin odun ve kök çelikleri toprakta yapılır. Kum, talaş, peat yosunu, torf, perlit, volgan tülfü, yanmış ahır gübresi, yaprak ve dal çürüntüsü, kayın yaprağı çürüntüsü, funda ve kestane toprağı ve bunların farklı oranlarda karışımları; bitki türüne ve üretim yapılan bölgeden sağlanabilecek malzeme niteliğine göre belirlenerek kullanılır. Köklendirme ortamından istenen özelliklerin başında süzer ve iyi havalanır olmasıdır. içerisinde hastalık yapıcı patojenlerin bulunmaması ya da sterilize edilmiş olması beklenilen bir özelliktir.

Köklendirme için Kullanılan Çelik Tipleri:

Çelikler, bitkiden alındıkları döneme ve kesildikleri bitki bölümüne göre adlandırılırlar;

Gövde Çelikleri: Çeliklerin sağlıklı, orta kuvvette, çeşidi bilinen genç bitkilerden alınmasına özen gösterilir. Kışın yaprağını döken bitkilerden odun çelikler kış dinlenme peryodunda yeşil çelikler ise, büyüme mevsiminde ve henüz sertleşmemiş ya da kısmen odunlaşmış dalların ve otsu gövdelerin kullanılması ile hazırlanır.

Odun Çelikleri : Vegetatif üretme yöntemlerinin en kolay ve ucuzudur. Kolaylıkla hazırlanır, saklanır, taşınır, köklendirmede özel ekipman gerektirmez. Odun çelikleri genellikle tam olgunlaşmış, güneşte gelişmiş bir yıllık sürgünlerden, kış dinlenme dönemi içerisinde alınır. Bu tip çeliklerle, yaprağını döken  tıbbi ve aromatik bitkilerin çalı formunda olan hemen hepsinde kolaylıkla çoğaltılabilir. Gövde üzerinde gelişmiş ince ve cılız sürgünler, hastalıklı dal parçaları çelik olarak kullanılmaz.

Yarı Odunsu Çelikler : Geniş yapraklı her dem yeşil türlerin, olgunlaşan dalları ile yaprağını döken türlerin kısmen odunlaşmış yaz çelikleri bu kapsam içinde ele alınıp
değerlendirilmektedir. Çelikler 8-15 cm. uzunlukta, tercihen tepe sürgünlerinden alınır.
Kesimler tomurcuk yada yaprağın hemen altından yapılır. Toprağa yada üretim ortamına
girecek kısımdaki yapraklar kesilir.

Yumuşak Odun Çelikler : Yaprağını döken ve her dem yeşil türlerin yumuşak ve etli ilkbahar sürgünlerinden hazırlanırlar. Ancak sisleme ve örtü altı üretimi gereklidir.

Otsu Çelikler : Çok yıllık yada yarı odunsu  tıbbi ve aromatik bitkilerden alınan çelikler bu grupta toplanır. Yumuşak odun çeliklerine benzer yöntemle köklendirilir. Ancak; bunlarda köklenme hızı ve yüzdesi çok yüksektir. Kaktüs ve sütlü bitki çeliklerinin dikimden birkaç gün önce alınarak tür özelliğine göre belirli bir süre açıkta yada kuru kum içinde bekletilmesi, köklenmeyi arttıcı, çürüme ve bozulmaları giderici bir önlem olarak uygulanır. Sukullent çeliklerinin köklendirilmesinde çok nemli ortamlar yarar yerine zararlı etki yapabilir.

Yaprak Çelikleri : Yaprak ayası yada yaprak sapı üretim ortamına batırılarak yada yatırılarak köklenme sağlanır. Ana yaprak damarı, sap yada kesilen yaprak damarlarından kök ve sürgün benzeri bitki taslakları oluşur.

Kök Çelikleri : Köklerinde adventif göz bulunduran türlerde, bitkiye zarar vermeyecek
şekilde açılarak çıkartılan kalın kökler, 3-5 cm.lik parçalara bölünerek üretim ortamına dikey olarak dikilir. Sökümlerin köklerde bitki besin maddelerinin depolandığı sonbahar ve kış aylarında yapılmasında yarar vardır. Gövdeye yakın kenar üste gelecek şekilde dikim yapılır ve üst uç toprak seviyesinde tutulur.

Köklenmiş Çeliklerin Göreceği işlemler

Köklerin bozulup kopmadan sökümün sağlanması ortamın hafif ve yumuşaklığına
bağlıdır.Köklü çelikler fincan saksılara yada özel kaplara dikilirler. 10-15 gün kadar nemli ve rutubetli bir tünel içerisinde adaptasyon için bekletildikten sonra kontrollü olarak açık alana alınır. Burada kap değiştirilerek gelişmesi sağlanır yada toprağa dikilerek toprakta geliştirilir.


Teslimat Bilgileri

A Y N I G Ü N K A R G O A V A N T A J I !! Siparişiniz Türkiye'nin her yeri için AYNI GÜN kargoya teslim edilir. Kargo elinize ulaştığında ürünü kapıda kontrol etmeniz ve eğer bir sorun varsa mutlaka kargo görevlisi ile birlikte tutanak tutmanız gerekmektedir. Tarafımızca ya da tedarikçi firma nedeniyle kaynaklanabilecek özel durumlarda üyelik ve sipariş bilgilerinizde bulunan iletişim bilgilerinizden size ulaşılarak konuyla ilgili detaylı bilgilendirme yapılacaktır.

İade / Değişim Bilgileri

“Cayma Hakkı Kullanımı ve İade Şartları", “6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun” ve “Mesafeli Satışlara Dair Yönetmelik” hükümlerine tabi olacaktır.

Bilgi için tıklayınız.


İade veya değişim yapılacak ürünün, Mağazanın anlaşmalı olduğu kargo firması ile gönderilmesini rica ederiz. Anlaşmalı kargo hakkında detaylı bilgi almak için Mağazaya Soru Sor alanından iletişime geçebilirsiniz.

Banka 3 Taksit 6 Taksit 9 Taksit
15,33 TL
45,99 TL
7,67 TL
45,99 TL
5,11 TL
45,99 TL
15,33 TL
45,99 TL
7,67 TL
45,99 TL
5,11 TL
45,99 TL
15,33 TL
45,99 TL
7,67 TL
45,99 TL
5,11 TL
45,99 TL
15,33 TL
45,99 TL
7,67 TL
45,99 TL
5,11 TL
45,99 TL
15,33 TL
45,99 TL
7,67 TL
45,99 TL
5,11 TL
45,99 TL
15,33 TL
45,99 TL
7,67 TL
45,99 TL
5,11 TL
45,99 TL
15,33 TL
45,99 TL
7,67 TL
45,99 TL
5,11 TL
45,99 TL

İşaretli taksit seçeneklerinde vade farkı uygulanır.

MAĞAZAYA SORU SOR
Yazın 5lisi
n11.com CardFinans Kampanyası